Depresyon ve Beslenme

Depresyon ve Beslenme Arasındaki İlişki

Depresyon ve Beslenme

Depresyon ve beslenme konumuzdan önce bazı şeylere değinmek isteriz. Davranışsal,psikolojik ,somatik semptomları olan heterojenik bir hastalıktır. Duygu durumundaki çeşitli dalgalanmaların uzun süreli devam etmesi halinde olan duygulanım bozukluklarından biridir. Diyet kalitesinin depresyondaki risk faktörleri üzerine etkisi beslenme ve depresyon arasındaki ilişkinin ortaya konmasına yardımcı çalışmalara öncülük etmiştir.

Beyindeki serotonin 5-hidroksitriptamin(5-HT) seviyesinin düşüklüğü, bazı bireylerde depresyon etiyolojisine etki edebilmektedir.

Triptofan amino asidi boş mideye alındığında seratonine çevrilerek seratoninin dengesini sağlanmasıyla depresyonun etkilerini azaltabilir. Fakat günlük kullanım dozunun bilinmesi için daha fazla çalışmaya gerek duyulmaktadır.

Omega-3 yağ asitlerinin yetersizliğinde hücre yapısında meydana gelen hasarlar ve bunun seratonin  salınması ve alınması üzerine etkisi nedeniyle depresyon sıklığında artış gözlenebilir. Epidemiyolojik ve klinik araştırmalarda omega-3 yağ asitlerinin depresyon tedavisinde etkin olup günlük 1.5-2 gram EPA içeren omega-3 yağ asiti desteği alınmasının  duygu durumun iyileşmesine katkıda bulunduğu bildirilmiştir.

Depresyonun Beslenme ile İlişkisi

Omega-3 asitlerinin yanı sıra B grubu vitaminlerinden B9 ( folat ) ve B12(cobalamin) vitaminlerin sinir sistemindeki seratoninin de yer aldığı  monoamin metabolizmasına olan etkisiyle doğrudan depresyon ile ilişkilendirilmektedir

.Serum folik asit düzeyi düşük hastaların yüksek olanlara nazaran hastalık şiddeti fazla bulunmuş,folik asit eklenmesiyle antidepresan ilaçlara olan yanıtın arttığı görülmüştür. B12 vitaminin homosistein aminoasidini dönüştürmesiyle kanda yükselmesini engellemesi depresyonla olan ilişki mekanizmasıdır. Depresyon ve homosistein ilişkisini ortaya koyan bir çalışmada  homosistein seviyesi yüksek grubun düşük olana göre depresyon sıklığı fazla olarak saptanmıştır.

Depresyonda gelişen beslenme sorunları

Kişinin önceden sevdiği yiyecekleri artık sevmemeye başlaması,genel olarak isteksizlik haline bürünmesi ile yaşanan öğün atlamalar, besim seçimindeki bozulmalar besin yetersizliklerinin yanı sıra ağırlık kayıplarının görülmesine neden olabilir.

Tam tersi olarak bazı hastalarda ise diyette karbonhidrat içeriğinin artmasıyla ağırlık artışı meydana gelebilir.Suçluluk duygusuna bağlı olarak yemek yemeyi hak etmeme düşüncesinin yerleşmesi ve kendini cezalandırma isteği de kilo kaybını tetikleyebilir.

Depresif hastaların su ve besin alımını azaltmalarının yanında fiziksel aktivitedeki yetersizlik kabızlık sorununa yol açabilir. Aynı zamanda antidepresan ilaçlarının antikolinerjik etkileriyle bu semptomu şiddetlendirebileceği  dikkate alınmalıdır.

Depresyon ve Beslenme – Depresyon ile Gelişen Sorulanlar

Depresyonda gelişen bir başka beslenmeye ilişkin sorun ise susuzluk hissi kaybı ya da su reddinin bir sonucu olarak dehidratasyon meydana gelebilir . Dehidratasyon beraberinde ikincil üriner enfeksiyonlarının görülmesine, bilişsel fonksiyonların bozulmasıyla duygu durumunun  seyrinin kötüleşmesine neden olabilir.

Yukarılarda anlatılan depresyona ilişkin beslenme sorunlarının önüne geçmek için kişinin yeme alışkanlıkları incelenmeli ve olumsuz noktalar düzeltilmeye çalışılmalıdır.

Diyet planlaması yapılırken hastalığın oluşumu ve süreci ile uygulanan tedavinin türü bilinmeli ve ekip halinde tedavi süreci devam ettirilmelidir. Kabızlık durumunda ise lif açısından zengin gıdaların tüketimi arttırılmalıdır.Besin tüketimine bakılırken su alımının kontrolü göz ardı edilmemelidir.

Depresyon’un Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Heterosiklik antidepresif ilaçların bir türü olan trisiklik antidepresanların yan etki olarak iştah arttırıcı ve kilo aldırıcı yanları mevcuttur.

Ağırlık kazanımı  MAOI türevi ilaçlarda da görülmekte olup bu türevi kullanan bireylere özel tiraminden fakir diyet uygulaması yapılmalıdır. Tiramin kaynağı olan besinler muz,bakla,tütsülenmiş ya da salamura balık,eski peynir türleri,yoğurt,lahana turşusu olup diyetten çıkarılır. Porsiyondaki tiramin 6 mg’ı aşmıyorsa güvenli aralıkta kabul edilmektedir.

Stajyer diyetisyen – Merve Kumru

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir