Karaciğer Hastalıkları

Karaciğer Hastalıkları

Karaciğer Hastalıkları ile ilgili olarak nasıl beslenmeniz gerektiği ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız.Karaciğer, yaklaşık 1400-1600 g ağırlığında, iç ve dış salgı bezlerine sahip en büyük iç organımızdır. Karaciğer sindirim sistemi ile venöz drenaj arasında bir köprü görevi yaptığından dolayı yaşam için hayati bir organdır.

Karaciğerin İşlev ve Görevleri

Karaciğer, yaklaşık 1400-1600 g ağırlığında, iç ve dış salgı bezlerine sahip en büyük iç organımızdır. Karaciğer sindirim sistemi ile venöz drenaj arasında bir köprü görevi yaptığından dolayı yaşam için hayati bir organdır. Atıkların detoksifikasyonunda, hasarlı elektrositlerin kandan uzaklaştırılmasında,  safra ve glikojen sentezinde, lipid ve bazı vitaminlerin depolanmasında, ilaç ve toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasında ve birçok önemli görevde yer almaktadır. Aynı zamanda karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında da rol almaktadır.

Karaciğer Hastalıkları ve Malnütrisyon

 

Malnütrisyon, kronik karaciğer hastalarında çok sık görülen bir komplikasyondur. Hastalığın başlarında %20 oranında görülürken ileriki evrelerde %60’lara kadar çıkmaktadır. Malnütrisyon komplikasyonlar ve düşük yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Aynı zamanda mortalite ve morbidite oranlarıyla ilişkili olup tedavinin sonuçlarını etkilemektedir. Malnütrisyona sebep olan faktörlerden en önemlisi yetersiz ve kalitesiz besin alımıdır. Ayrıca sodyum ve proteinden kısıtlı diyetler, sindirim ve emilim bozukluğu, tat almada azalma ve düşük sosyoekonomik durum besin alımını azaltmaktadır. Hastalık esnasında dinlenme enerji harcamasının artması, ishal, kanama, diüretiklerin kullanımı da enerji ihtiyacının artmasına sebep olacağından dolayı malnütrisyona neden olmaktadır. Tedavinin gidişatını iyileştirmek ve malnütrisyonu önlemek için beslenme durumunun değerlendirilmesi önemlidir.

Karaciğer Hastalıkları

  • Hepatit
  • Karaciğer yağlanması (alkolik ve nonalkolik)
  • Karaciğer sirozu

HEPATİT

Hepatit, hepatik yangı ve hepatik hücre nekrozu sonucu karaciğer hasarı olan, çok sayıda etiyolojik faktörün rol oynadığı bir sendromdur. Hepatitin türkçe kelime karşılığı ise karaciğer iltihabıdır. Hepatitin başlıca nedenleri arasında viral enfeksiyonlar, bakteriyel veya fungal enfeksiyonlar, immun bozukluklar, metabolik hastalıklar, ilaçlar, çevresel ya da endüstiriyel toksinler veya kimyasal maddelerin ve alternatif tıp amacıyla kullanılan maddelerin yaptığı hasarlar sayılabilir. İlk belirtileri arasında halsizlik, iştah ve kilo kaybı, ateş, eklem ağrıları ve uyku bozuklukları gelmektedir. İlerlemiş ve ya akut dönemlerde ise bulantı-kusma, aşırı halsizlik, sarılık, idrarda koyu renk ve kaşıntı görülebilmektedir. Hepatit kronikleşmiş ise siroza ve ya kansere dönüşebilmektedir. Bu yüzden karaciğer hastalıklarında erken tanı ve tedavi çok önemlidir.

KARACİĞER YAĞLANMASI

Yağlı karaciğer, karaciğerin kendi ağırlığının en az %5’den fazla yağ içermesi anlamına gelmektedir.  Bu durum “alkole bağlı gelişen” ve ya “alkole bağlı gelişmeyen “ olarak ikiye ayrılmaktadır. Hepatit C infeksiyonu, metabolik sendrom, bazı ilaçlar, tip-2 diyabet, obezite, sedantar yaşam tarzı ve hiperlipidemi karaciğer yağlanması için risk faktörü oluşturmaktadır.

Alkolik karaciğer yağlanması; kadınlar için >20cc/gün, erkekler için >30cc/gün etanol kullanımı ile ortaya çıkan yağlanmadır.

Non-alkolik karaciğer yağlanması; Bu hastalarda karaciğerde yağlanma görülmektedir, fakat iltihabi infiltrasyon görülmemektedir. Genel olarak yağ birikiminin yol açtığı iltihaplanma olarak tanımlanmaktadır.

Özellikle non-alkolik hastalarda tedavi belirlenirken hastanın sahip olduğu diyabet, obezite, hiperlipidemi gibi hastalıklar göz önünde bulundurulmalı, daha sonra egzersiz ve uygun beslenme düzeni ile kilo verimi sağlanmalıdır.

KARACİĞER SİROZU

Karaciğer hastalıklarının son evresi olarak kabul edilen siroz, değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Karaciğer sirozu, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımında, “karaciğeri yaygın olarak tutan, fibrozisle ve normal yapının yerini anormal nodüllerin alması ile karakterize bir değişim” şeklinde yer almaktadır. Küresel sağlık yükünün önemli bir sonucu olarak kabul edilen karaciğer sirozu, 2010 yılındaki ölümlerin yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Sirozlu hastalarda malnütrisyon görülme prevelansı %50-90 oranındadır. Malnütrisyona sahip sirozlu hastaların morbidite ve mortalite oranları daha yüksektir.

Beslenme tedavisinin karaciğer sirozunun mortalitesinde ve enfeksiyonların önlenmesinde önemli bir rolü vardır. Beslenme tedavisindeki amaç; karaciğer rejenerasyonunu desteklemek, malnütrisyonu önlemek ve komplikasyonları azaltmaktır. Tedavi sırasında gereksiz diyet kısıtlamalarından kaçınılmalıdır. Çünkü kısıtlı diyet tercih eden sirozlu hastaların hemoglobin ve albümin seviyelerinin de düşük olduğu gözlemlenmiştir.
Karaciğer hastalarında enerji kaynağı olarak glikojen depolarının yetersizliği ve glikozun etkin olarak kullanılamaması durumunda protein ve yağlar enerji için devreye girerler.

Bu da karaciğer hastalığında ciddi iskelet kas atrifiye neden olur. Bu yüzden herhangi bir protein kısıtlaması yoksa enerjinin yaklaşık %55-60’ ının karbonhidratlardan gelmesi gerekmektedir.

Sirozlu hastalar yağın sindirim ve emiliminde sorunlar yaşayabilmektedir. Bu yüzden günlük yağ alımı %25’i geçmemelidir. Ayrıca orta zincirli trigliseridlerin emilimi için safraya çok ihtiyaç duyulmadığından dolayı bu yağ grubu tercih edilmelidir.

Sirozlu hastalarda ascit ve ödem oluşmasından dolayı sıvı ve sodyum kısıtlanmaktadır. Günlük sıvı tüketimi ortalama 1-1.5 litreyi geçmemelidir.

Kronik Karaciğer Hastalarında Beslenme Tedavisi

  • Diyet tercihi takviyelerle desteklenen klasik bir diyet olmalıdır. Gereksiz kalorisi kısıtlanmış diyetlerden kaçınılmalıdır. Kalori kısıtlanması gerekiyor ise de olgu bazlı, hastalığın ve kişinin durumuna göre belirlenmelidir.
  • Karaciğer hastalarında yetersiz alımdan ve anormal metabolizmadan dolayı vitamin- mineral eksiklikleri görülmektedir. Folik asit, magnezyum ve C vitamini takviyesi, özellikle alkolik sirozlu hastaların B grubu vitaminlerinden takviye alması önerilmektedir. Demir takviyesi ve demirden zengin gıdaların tüketimi tavsiye edilmez.
  • Beslenmenin oral yoldan yeteri kadar karşılanamadığı durumlarda enteral-parenteral beslenmeye başvurulabilir.
  • Sirozlu hastaların diyetlerinde BCAA kullanımı prognozu iyileştirebilmektedir. Başlıca BCAA içeren besinler arasında süt ve süt ürünleri, bitkisel protein kaynakları (kurubaklagiller, soya, kabuklu yemişler) sayılabilir.
  • Günde 5-6 kez yemek yenmelidir. Açlık süresi 3 saatten fazla olmamalıdır. Malnütrisyonu önlemek için, iştah kaybı olsa bile her öğünde bir miktar besin tüketilmelidir.

Sonuç:

Karaciğerin vücudumuzda birçok önemli rolü bulunmaktadır. Bu yüzden sağlıksız bir karaciğer birçok hastalığı da beraberinde getirmektedir. Özellikle ciddi bir karaciğer hastalığı olarak kabul edilen sirozda da beslenme çok önemlidir. Hastanın değerlerine göre planlanan diyete uyması hastalığın komplikasyonlarını azaltmakla beraber malnütrisyon oranını da düşürmektedir. Ayrıca malnütrisyonu önlemek için çok düşük kalorili ve proteinden kısıtlı diyetlerden kaçınılmalıdır.

İREM ÖZKAN

 

Bu Yazıya Tepki Ver !
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir