Nötropenik Diyet Nedir ?

Nötropenik Diyet Nedir ?

Nötropenik Diyet Nedir ? kavramı açıklanmadan önce nötropeni kavramı bilinmelidir. Nötropeni, bir lökopeni türüdür ve özellikle beyaz kan hücresinin en yaygın türü olan nötrofillerin azalmasına işaret eder.

Lökopeni, beyaz kan hücresi (beyaz kan hücreleri vücutta savunma hattında rol alan hücrelerdir) türlerinden herhangi birinde bir azalmaya işaret eden bir tıbbi terimdir. Bu nedenle bir hastanın nötrofil sayısının 1500 hücre/mm3’ün altında olması, artmış enfeksiyon riskinin önemli bir göstergesidir ve nötropeni belirtisidir.

 

Nötropenik diyet, vücudun bağışıklık sisteminin verilen ilaçlar ve/veya hastalığın doğal seyrinden dolayı hastalıklara ve enfeksiyonlara açık hale gelmesi nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda bazı besin ve içeceklerde bulunan mikrop ve benzeri patojenlerin vücuda girmesini önlemeye yönelik olarak uygulanan bir beslenme şeklidir.

Birçok besin maddesinin üzerinde mikroplar bulunur ancak bağışıklık sistemi sağlam olan bireylerde genellikle bu mikroplar vücudun savunma sistemleri tarafından hemen öldürülür ve hastalık durumu ortaya çıkmaz. Kemoterapi uygulanması gibi bazı tedavi yöntemleri hastalarda bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olur ve bu durum da vücutta enfeksiyon riskinin artmasına, iştahsızlığa, ishal ve kusma gibi semptomlara neden olabilmektedir.

Nötropenik Diyet

Bu durum bireylerde bazı besin öğelerinin tüketilmesinde kısıtlamalara gidilmesine neden olmaktadır. Bu nedenle önerilmeyen besinler kesinlikle tüketilmemelidir ve önerilen besinler hazırlanırken ve tüketilirken tüm hijyen kurallarına uyulmasına dikkat edilmelidir.

Bu diyette en çok kısıtlanan besinler; çiğ ve/veya az pişmiş yumurta, et, tavuk ve deniz ürünleri gibi mikrobiyal etkinliği yüksek gıdalar ile pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleridir. Daha detaylı bilgi aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Nötropenik Diyet Nedir ?

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda nötropenik diyet bağışıklığın baskılanma derecesine göre ayarlanmaktadır. Örneğin nötropenik diyet, tamamen steril diyet (konserve, fırınlama, otoklavlama veya ışınlama ile steril hale getirilen tüm gıdalar), düşük bakteriyel diyet (sadece iyi pişmiş besinler veya patojen içerme potansiyeli düşük besinler) veya modifiye edilmiş ev diyeti (örneğin; taze meyve ve sebzeleri içermeyen diyet) olarak çeşitlilik gösterebilmektedir.

Topraktan gelen besinlerin iyi yıkanmadan ve temizlenmeden tüketilmesi vücuda mikroplar, sanayi atıkları ve böcek ilaçları gibi zararlı kimyasal maddelerin alınması riskini doğurur.

Özellikle paketli gıdalara renk, lezzet verici ve koruyucu olarak katılan koruyucular ve sucuk, sosis, salam, pastırma için koruyucu olarak kullanılan nitrat ve nitritlerin de zararlı etki gösterdikleri saptanmıştır.

Bu açıdan bakıldığında, hamburger, uzun süre ve sürekli olarak aynı kızartma yağında kızartılmış besinler, tuzlanmış besinler, tütsülenmiş besinler, nitrit, nitrat eklenmiş besinler, doğrudan ateşte pişmiş kebap gibi besinlerin tüketilmesi bu bireyler için uygun değildir.

Nötropenik Diyet

Ayrıca yemek yaparken sıklıkla tercih edilen bitkisel sıvı yağların hidrojenizasyon yöntemi ile yapay olarak katılaştırılmaları sonucunda elde edilen yağlar olan margarinler veya hidrojenize katı yağlar, doymuş yağ grubuna giren yağlardır. Yapılarında hidrojenizasyon işlemi sırasında ortaya çıkan ve yapay olarak oluşan trans yağ asitlerini bulundururlar.

Bu yöntem ile elde edilen trans yağlar sentetiktir, yani doğada bulunmazlar. Vücudumuz bu sentetik trans yağları tanımaz. Yemeklik yağ olarak tükettiğimiz doğadaki yağların tümü trans formunda olmayan yağlardır. Hidrojenizasyon yöntemiyle üretilen margarin ve diğer katı yağların tüketilmesi bu nedenle sakıncalıdır.

Ancak yinede yapılan çalışma sonuçlarının nötropenik diyetin üstünlüğünü tam olarak kanıtlayamaması nedeniyle belirli besinleri kısıtlayıcı diyet yaklaşımları yerine besin güvenliğinin temel alınmasının daha önemli olduğu düşünceleri de mevcuttur. Bu durum ise besinlerin uygun şekilde yıkanması, saklanması ve pişirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Besinlerin saklanmasında dikkat etmeniz gereken kurallar nelerdir?

  • Besinlerin son kullanma tarihleri mutlaka kontrol edilmeli
  • Hazır olarak alınan yiyeceklerin etiketleri ve bilgilendirme kısımları dikkatle okunmalı
  • Uygun oram ve koşullarda saklanıldığından emin olunmalı
  • Soğuk zincirde muhafaza edilmesi gereken besinlerin soğuk zincirinin bozulmadığından emin olunmalı
  • Hidrojenize yağ / margarin gibi ifadeler barındıran yiyecekler tercih edilmemeli
  • Kurubaklagil tarzı gıdaların saklanmasına özen gösterilmeli, uzun süreli saklanıyorsa yılda en az 1 kez güneşlendirme olarak tabir ettiğimiz havalandırma işlemi gerçekleştirilmelidir.

Besinlerin hazırlanmasında dikkat etmeniz gereken kurallar nelerdir?

Yemekleri hazırlarken ellerimiz, yemeğin hazırlandığı ortam, hazırlarken kullanılan aletler ve eşyaların temiz olması önemlidir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta mikrobiyal bulaşma riskinin oldukça yüksek olduğu çiğ et, balık, tavuk gibi besinlerin ayrı kesme tahtası ve bıçağa sahip olması ve diğer besinler hazırlanırken de bu kesme tahtası ve bıçak ile temasından kaçınılmasıdır.

Öğr. Dyt. Rumeysa AYVALI

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir