Obezite ve Probiyotikler

Probiyotikler Obeziteye Son Verebilir Mi?

Obezite ve Probiyotikler , Son 10 yılda bağırsağın büyüleyici dünyasına olan merak giderek artmaktadır. Günümüzde birçok bilim insanı tarafından ‘’İkinci Beyin’’ olarak adlandırılmaktadır. Bu adlandırmanın sebebi anne karnından yaşamın her dönemine kadar olan süreçte bağırsaklarımızda bizimle birlikte yaşayan mikroorganizmalardır.

Obezite ve Probiyotikler : Bağırsaklarımızda yaşayan bu canlı topluluğuna kısaca mikrobiyota denilmektedir. Ağırlığı 2 kilograma kadar ulaşan bu yapı yaşam boyunca değişmekte ve tıpkı bir parmak izi gibi kişiden kişiye değişmektedir. Bağırsak mikrobiyotası; yiyeceklerin sindiriminden, bağışıklık sisteminin düzenlenmesine kadar birçok fonksiyon üzerinde etkisi vardır. Aşağıdaki tabloda vücudumuzun belli bölgelerinde yaşayan bakteri yoğunlukları yer almaktadır.

Obezite ve Probiyotikler

Obezite ve Probiyotikler

Probiyotikler ve prebiyotikler, mikrobiyota terimi gündeme geldiğinden bu yana daha popüler hale gelmiştir. Probiyotikler; bağırsaklarımızda bizimle birlikte yaşayan, ağız yoluyla vücuda alındığında kişinin sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratan mikroorganizmalardır. Prebiyotikler ise; mikrobiyotamızdaki bazı mikroorganizmaların seçici olarak aktivitesini artıran ve insan vücudunu faydalı şekilde etkileyen gıda bileşenleridir.

Mikrobiyotamızın ne kadar çeşitli ve sağlıklı olduğu vücut fonksiyonlarımızın ne kadar sağlıklı olduğuyla yakından ilişkilidir. Disbiyozis, bağırsaklarımızda patojen mikroorganizmaların daha hızlı çoğaldığı bir durumdur. Disbiyozis sonucunda mikrobiyota dengesiz-sağlıksız hale gelmektedir. Dengenin bozulması sonucu farklı mekanizmalarla inflamatuvar bağırsak hastalıkları, obezite ve otoimmün hastalıklar gibi birçok hastalığa yatkınlığı artırmaktadır. Bu yazıda Mikrobiyota-Obezite arasındaki ilişki ve probiyotik takviyelerinin obezite üzerin etkisi olup olmadığından bahsedilecektir.

Obezite, vücutta yağın sağlığı bozacak düzeyde birikmesi olarak adlandırılmaktadır. Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 üzerinde olması ise bir diğer tanımdır. Bakanlığımızca yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010” ön çalışma raporuna göre Türkiye’de obezite sıklığı;

  • Erkeklerde %20,5
  • Kadınlarda %41
  • Toplamda %30,3 olarak belirtilmiştir.
Obezite ve Probiyotikler

Obezite ve Probiyotikler

Mikrobiyotamızdaki mikroorganizmalar vücudumuza aldığımız sindirilemeyen polisakkaritlerden fermentasyon yolu ile kısa zincirli yağ asitleri elde etmemizi sağlarlar. Bu yolla verimli enerji hasatı sağlarlar. Çalışmalar obeziteye mikrobiyotadaki değişikliklerin eşlik ettiğini göstermektedir. Ratlar üzerinde yapılan çalışmalarda, batı diyeti ilen beslenen ratların kolon mikrobiyotasında Firmicutes’in arttığı ve Bacteroidetes’in azaldığı saptanmıştır. Mikrobiyotanın obezite üzerindeki diğer potansiyeller rolleri;

  • Fermentasyon sonucu oluşan SCFA (kısa zincirli yağ asidi) lipogenezi indükleyebilir ve moleküler yolla yağ birikimini artırabilir.
  • SCFA konakçı adipositlerde yağ birikimini indükleyebilir ve bunun sonucunda LPL (lipoprotein lipaz) enzimini inhibe eden adiposit faktörünü baskılayabilir.
  • AMP kinaz enzimini baskılayarak yağ asidi oksidasyonunu azaltarak yağ artışına sebep olabilir.

Tüm bu sebepler göz önüne alındığında probiyotik takviyesinin obezite üzerinde nasıl etki yaratacağı, bir destek tedavisi olup olamayacağıyla ilgili birçok çalışma yapılmış ve yapılmaktadır. Probiyotik takviyesinin vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi, vücut yağ ağırlığı ve yağ yüzdesi üzerine yapılan bir meta-analizde; 800 çalışma taranmış ve 15 tanesi derlemeye dahil edilmiştir. Bu derleme sonucunda; probiyotik takviyesi ile BKI, Vücut Ağırlığı, Vücut Yağ Yüzdesinde anlamlı bir azalma olduğu bildirilmiştir. Ancak toplam vücut yağ ağırlığında anlamlı bir azalma olmadığı eklenmiştir. Kısa vadede (<12 hafta) kullanım sonuçları yukarıda belirtilenler olmak üzere uzun vadeli kullanımının etkilerinin bilinmediği ve bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulduğu söylenmiştir.

Bir diğer çalışmada obez kadın ve erkeklere; Lactobacillus rhamnosus CGMCC1.3724 takviyesi verilerek kilo kaybı ve koruma üzerine etkisi araştırılmış. Çalışma 2 fazdan oluşmaktadır. 2 haftalık ilk fazda; 500 kcal kısıtlamalı diyet ile birlikte oral yolla LPR takviyesi yapılmıştır.

2. Faz da ise herhangi bir kısıtlama olmaksızın takviyeye devam edilmiştir. Çalışma sonucunda; ağırlık kaybında anlamlı azalma sadece kadınlarda görülmüş. 2. Fazda kadınlar herhangi bir kısıtlama olmaksızın kilo ve yağ kaybı devam etmesine rağmen erkeklerde bu durum gözlemlenmemiş. Bu çalışma; LPR takviyesinin fazla kilolu ve obez kadınlarda sürdürülebilir kilo kaybını desteklediğini göstermiştir.

Tüm biriktirilmiş kanıtlara rağmen, obezite gelişiminde bağırsak mikrobiyotasının rolü ve sendromu kontrol etmede nasıl yönetebileceği konusundaki bilgilerde hala eksiklikler vardır. Daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç duyulduğu her çalışma sonunda belirtilmiş ve destek tedavisi olarak kullanılabileceği vurgusu yapılmıştır.

Stj. Diyetisyen Sultan Kesik

Acıbadem Mehmet Ali aydınlar Üniversitesi

Sağlık Bilimleri Fakültesi-Beslenme ve Diyetetik

Obezite ve Probiyotikler

3 Pings & Trackbacks

  1. Pingback: Duygusal Yeme Nedir | Duygusal Zamanlarda Yemek Yeme İsteği

  2. Pingback: Fiziksel Aktivite ve Obezite | Hareket Etmek ve Obezite

  3. Pingback: Kafein'in Vucüda Etkileri Nelerdir ? | En Çok Kafein Bulunan Gıdalar Neler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir