Tip 2 Diyabet Nedir ?

Tip 2 Diyabet Nedir ?

Tip 2 Diyabet Nedir ? Diyabetes Mellitus (şeker hastalığı) pankreasta, beta hücrelerinin salgıladığı insülin hormonunun yetersizliği, yokluğu veya etkisizliği sebebiyle meydana gelen kronik bir hiperglisemi durumudur. DM’nin 4 farklı tipi vardır; konumuz Tip 2 diyabet ise pankreasın yeterli insülin hormonu üretebildiği halde vücutta etkin olarak kullanılamaması sonucunda insülin üretiminin yavaşlamasına bağlı olarak vücudun insüline daha az duyarlı hale gelmesidir.

Gençlerde ve çocuklarda da görülmekle birlikte genellikle 40 yaşlarından sonra ortaya çıkan, genlerle bir sonraki nesle aktarılabilen ve en sık görülen (% 90) diyabet türüdür. Bulgu vermeden önce gizli diyabet dönemi (10-15 yıl) vardır. Tip 2 diyabet; obezite, dokularda insülinin kullanılamaması (insülin direnci) ve insülin salgılanması bozukluğu ile kendini gösterir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışını tetikleyen en önemli olasılık olan insülin direncinde glikoz insülin yardımıyla hücre içine giremez ve kandaki glikoz miktarı artar.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde yaşam tarzı değişikliği, tıbbı beslenme tedavisi ve düzenli fiziksel aktivitenin yadsınamaz rolü vardır. Tıbbi beslenme tedavisi olmadan kontrolün sağlanamayacağının yanında sadece tıbbi beslenme tedavisiyle de ilerlemeler kaydedildiği görülmüştür.

Diyabetik hastanın multidisipliner yaklaşım sayesinde komplikasyonların önlenebileceği,  metabolik kontrolünün sağlanabileceği ve diyabetin ekonomik giderlerinde önemli ölçüde tasarruf edilebileceği yapılan çalışmalarla bilinmektedir.

Erişkin tip diyabet (tip 2 diyabet) hastalarının % 80’i obezdir ve obez kişilerin tip 2 diyabete yakalanma olasılığı daha yüksektir çünkü obezite insülin ihtiyacını arttırır; diyetisyen kontrolünde kilo vermek ise insülin direncini ortadan kaldırır. Kan glikoz düzeyi belli sınırlar içerisinde tutulur ve komplikasyonların oluşması önlenir veya geciktirilir.

Yapılan bazı çalışmalara göre yalnız obeziteli bireylerde değil fazla kilolu bireylerde de pre-diyabet görülme olasılığı yüksek olduğu anlaşılmıştır. Amerikan Diyabet Birliği, insülin direnci olan obez veya hafif  şişman  bireylerde,  az  miktarda  ağırlık kaybının dahi insülin direncinde iyileşme sağladığını bildirmiştir.

Amerikan Diyabet Birliği Beslenme Komitesi 1994 yılında diyabetik diyet yerine “diyabette tıbbi beslenme tedavisi”nin kullanılmasını kararlaştırılmıştır. Bu tanım diyetisyen kontrolünde hastanın sağlığına kavuşması tedavisine denilmektedir.

Tip 2 Diyabet Nedir ?

Tıbbi beslenme tedavisinde enerjinin %45-50’si karbonhidratlardan kompleks ve düşük glisemik indeksli olanları tercih edilir böylece vücutta emilmesi daha uzun sürer ve kan şekeri daha yavaş yükselir.

Karbonhidratın kısıtlanması kan lipid düzeyini arttırarak kalp hastalıklarına yol açabileceğinden uzmanlar tarafından tercih edilmemektedir. Enerjinin %15’i proteinlerden; %35-40’ı yağlardan karşılanmalıdır ve çoğunlukla doymamış yağ asidi içeren bitkisel yağlar tüketilmelidir.

Posa içeriğinin ise kan glikoz düzeyini düşürmede etkili olduğu araştırmalarda görülmüştür, bu nedenle göz ardı edilmemelidir. Yaşam tarzı değişikliğiyle kontrol altına alınmış diyabette vitamin ve mineral gereksinmesi ise genel olarak değişmemektedir. Tip 2 diyabette bireylerin olması gereken ideal ağırlıklarına kavuşturulması ana hedeftir.

Beslenme düzeni iki -üç saat aralıklarla olmalıdır. Sık sık ve az yemek yeme kan şekerinin daha az yükselmesine neden olur. Porsiyonların küçültülerek az az yenilmesi hem psikolojik doygunluk hem de kalori fazlalığını engelleyerek kontrol edilebilir açlık sağlar.  Diyetisyeni diyabetli birey için ara öğün öneriyorsa evde yapıp yanında taşıması daha sağlıklı olacaktır.

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) 7. Diyabet Atlası verilerine göre 11 yetişkinden 1’i diyabetli (415 milyon) ve her 6 saniyede 1 kişi diyabet hastalığından hayatını kaybediyor. Önlenebilir, kontrol altına alınabilir, karşı koyulabilir bir hastalık olan tip 2 diyabete yakalanmadan sağlıklı ve uzun bir ömür sürebilmenin elimizde olduğu unutulmamalıdır.

Öğr. Dyt. Öznur ELMAS

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir