Zayıflamak İstiyorum

Zayıflamak İstiyorum

Zayıflamak İstiyorum Dediğinizi Duyar Gibiyiz . Diyet bizim toplumumuzda sadece zayıflamak üzere yapılan ve yasakların olduğu kadınların korkulu rüyası olmuş durumda. Ancak diyet demek sağlıklı beslenme mönüsü demektir.

ASLINDA KONU HEP AYNI! ZAYIFLAMAK VE KİLOLAR..

Zayıflamak için diyet yapmaya odaklamamalısın kendini. Sen sağlıklı beslenme düzenine geçtiğinde vücudun zaten kendi ideal kilosunu kendi bulacaktır.

  • Bizim mönümüzde yasaklara yer yok!

Canın bir parça çikolata çektiğinde kaçamak sayılmak üzere o çikolatanı yemelisin. (haftada 1-2 yi aşmayacak şekilde.)

  • Kendini yemeyeceğim, yiyemem, yasak gibi kelimelerle hiç yorma.

Kendine önce şunu sor sağlığım için sağlıklı yaşamak istiyor muyum? Çünkü sen de illa ki şahit olmuşsundur, ellerinde listeyle diyete başlayanların çoğu belirli süre yaptıktan sonra o listelerden yasaklardan sıkılıp eski yaşamlarına hatta daha fazlasına tıkınırcasına yemeye geçiyorlar. Ve sonra ‘’diyeti bıraktım daha fazla kilo aldım’’ sözlerini her yerde duymaya ve gözümüzü iyice korkutmaya başlıyoruz.

  • Her şeyin sende başladığını ve sende bittiğini unutma. Kendini, içinden gelen sesi dinle. Canın işlenmiş şekerli tatlılar çektiğinde mesela. Dinle kendini, onun sana verebileceği yararı ve zararı düşün.
  • Neyi yiyip, neyi yememen gerektiğine kendin karar ver. İnsan iç sesini dinlediğinde dışındaki her şeyle uyum içinde olabiliyor. Kendini seviyor. Kendini değerli buluyor.  Peki, sen bu kadar değerliyken, sağlığın bu kadar değerliyken nerde durmayı seçerdin?

Zayıflamak İstiyorum

  • Bir diyetisyenin amacı sizi sağlıklı beslenmek konusunda bilinçlendirmek olmalı.
  • Bir diyetisyenin amacı doğru beslenmeyi yaşam tarzınız haline getirmek olmalı.

Diyetisyenler, sağlıklı ve doğru beslenmeden sizi alıkoyan davranış biçimlerini fark etmenizi sağlamadıkça, insanları büyük baş hayvan gibi tartmaya devam ettikçe aslında hiçbir şey düzelmeyecek.

Yapmak söylemekten daha zor. Değişim kolay değildir. Hayatımda gittiğim bazı sadelikleri ve sade olarak eskisinden daha mutlu olduğum şeyleri yazıyorum şimdi sana;

  • Bedenimin sesini dinlerim. Basit şeyler yerim. Öyle şeyleri severim ve bedenim de onları istemeye başladı..
  • Yerken yediğimden haz duyarım. Ama çatlayana kadar değil. Yediğim şeyin tadı, damağımda kalarak sofradan kalkmayı sevdim.
  • Basit yerim. Mevsiminde yerim.
  • Yerel yani Türkiye de yetişen besinler tüketirim. Kinoa yemem bulgur yerim.
  • Hep aynı meyveyi sebzeyi yemem. Çeşitliliği tercih ederim.
  • Duygularımla değil (mutlu,mutsuz,kızgın…) acıktığımda yerim. Zen ustası Suziki Roshi şöyle demiş : ‘’ eğer aç olmadığın halde yemek yiyorsan ve bu hissettiğin yeme dürtüsünün merkezine kadar takip edersen, sevmek, yaşamak ve ölmeye dair hissettiğin her şeyi orda bulabilirsin.’’ Gerçekten de bedeninle ilişkin koptuğu noktada, duygularınla yemeye başlarsın.

 

Yıllardır süregelmiş liste olayını aşmamız zor olacak, biz yeni nesil diyetisyenler olarak bunun farkındayız. İnsanlar alışılagelmişin dışına çıkmayı sevmiyor, hatta bazıları yasaklarla cezalarla yapmayı kendileri tercih ediyor. Ama bu eşsiz Türk mutfağında kendimize yasaklar koymak sence de çok acımasız olmaz mıydı?

  • Senin ne yiyeceğine bile başkasının belirlemesinden nasıl mutlu olabilirsin?
  • Gerçek şu ki; sana senden başka kimse yardım edemez.

Sihir sensin! Ne ben ne de başka bir meslektaşım…

Sen istemedikten, kendi iç sesini yeniden duymaya başlamadıktan sonra hiçbir şey olmaz. Kötü beslenme, içsel sesini duymaya engeldir. Aşırı abur cubur yemek, şekerle, işlenmiş gıdalarla beslenmek sadece bedenini değil ruhunu da hantallaştırır.

 

Bırak artık kilolarınla uğraşmayı. Hangi uzmanın ne önerdiğini de bırak. Herkesin sistemi kendine özgü ve eşsiz. Sana iyi gelen arkadaşına iyi gelmeyebilir. Hiçbir cevabı dışarıda bulamazsın. İçine bakmaya başlamalısın. Sürekli aynı şeyi tekrarlıyorum. Kendine kulak ver…

Vücudumuzun sesini dinlememize engel olan, tabakta yemek bırakılmaz inancıyla büyümüş olmamız. Bize söylenenin aksine tabağımızdakileri bitirmek zorunda değiliz! Doyduğumuz halde, sırf tabağımızdakileri bitirmek için tıka basa yemenin ne bize ne de Afrikadaki aç çocuklara faydası var!

Aslında konu hep aynı. Kilolar ve zayıflamak!

Bu kadar konuşulup da, bu kadar çözülemeyen başka bir konu var mı acaba dünyada? Konuştukça büyütüyoruz bu konuyu. Büyüttükçe de işin içinden çıkamıyoruz. Yazım belki sana uzun gelebilir, sohbet havasında aslında çoğunu bildiğin bazı konulara değiniyorum. Umarım sıkılmamışsındır. Bu yazıyı yazıcıdan çıkartmanı ve önemli gördüğün yerlerin altını çizerek okumanı istiyorum senden.

 

Çikolata yediğin gün vicdan azabından ölmek, bir dilim ekmek yediğini hafızandan silmeye çalışmak… Her sevdiğin şeyi yediğinde suçluluk duygusuyla geçen bir hayat…

 

Unutma: ancak kendini sevdiğinde bedeninle ilişki kurar, onun sesine kulak vermeyi öğrenirsin. En önemlisi de ne biliyor musun? Kendini sevmediğinde gerçekten başkasını da sevemezsin.

Sırf başkalarını mutlu etmek adına kendi ihtiyaçlarını göz ardı edersin, bunun yarattığı yetersizlik, değersizlik hissi gerçekten sevmene engeller. İçten içe kendine kızarken, içerlerken başkasını sevmek zordur.

Sevgi dolu biri olmak istiyorsan önce kendini sevmeli, kendine değer vermelisin. Kendini sevmiyorsun demiyorum sadece bedeninden memnun olmamanın nasıl hissettirdiğini iyi biliyorum.

Diyelim ki sırf karşındakini mutlu etmek için istemediğin bir şeyi yapmak üzeresin (aslında canın istemediği halde bir şeyler yemek isteyen arkadaşlarını düşün)  ‘’ hayır’’ de ‘’ bunu yapmak istemiyorum, ama yanında olup sana eşlik edebilirim.’’ Bir defa hayır dediğinde, arkası da gelir. Ve inan dünya başına falan yıkılmaz. Hayatının her alanına yayılacak, köklü bir değişim bazen tek bir cümleyle başlar…

Hadi şimdi bir elini, göğsüne diğerini midenin üzerine koy. Üç derin nefes al. Kendine ‘’ artık bir şeylerin değişmesini istiyorum ‘’ de. ‘’ böyle hissetmeme neden olan her şeyi geride bırakmaya hazırım. Ben buna değerim. Kendimi seviyorum. Bedenimi nasıl beslemem gerektiğini öğrenmek istiyorum. Buna hazırım.’’

Evet hazırsın. Buna inan.

DYT. BEYZA ÇELİKEL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir